4 Ekim 2011 Salı

Çikolata şehri Belçika

  Uzun zaman oldu bloguma bir şeyler yazmayalı. Ne zaman niyetlenip bilgisayar karşısına geçsem hep bir bahane  çıkıyor. Aslında sadece pastaların fotoğraflarını koymak dan sıkıldığımdan mıdır yoksa  değişik bir şeyler olsun okuyanlar zevk alsın istediğimden midir bilmiyorum. Bu süre böyle böyle uzadı gitti .  Gezi yazıları okumayı çok sevdiğimden gittiğim yerlerin yazılarını yazmak istemişimdir hep. Bir sürü birikmiş fotoğraf da var bununla ilgili ama bu sefer ki çikolata kokulu geziyi bir an önce detayları unutmadan yazmak istedim.
Yaklaşık 2,5 yıldır kullandığım Belçika çikolatası olan Callebaut firması güzel bir teklifle geldiler bir süre evvel. Belçika da ki fabrikalarında eğitim programlarına ve fabrika turuna beni de davet ettiler. Önce Ege'nin ilk okula başlayacağı günlere denk geldiği için biraz tereddüt etsem de eşim böyle bir eğitimi kaçırmamam konusunda beni ikna etti. Daha önce yurt dışına çıkışım olmadığı için vize sürecim epey sıkıntılı geçse de yolculuğa 4 gün kala vizem onaylandı hemde görüşme sonrası 1 gün içinde onayladılar . Görüşmeye girebilmek için 3 gün içinde 2 kere Ankaraya gidip dönmem gerekti.
Çok yoğun bir iş dönemi ve okulların açılma telaşında epey stresli günler sonrası apar topar valizimi hazırladım.



Yaklaşık 12 kişilik kafile halinde gittiğimiz gezide Türkiye’nin farklı yerlerinden bir çok pastane sahipleri ve çikolata üreticileri vardı. Ayrıca bizimle birlikte Callebaut’un Türkiyedeki satış direktörü ve Belçikalı demo şefi de gelerek bize rehberlik yaptılar. Programımızın ilk gününe Brüksel’deki dünyaca ünlü çikolata mağazalarını gezmekle başladık.

    Bavullarımızı Brüksel tren istasyonundaki bavul kasalarına kilitledikden sonra (harika bir uygulama gerçekden turistler için bu kasalar bulunmaz nimet) çikolata kokulu Brüksel sokaklarına doğru yürüyüşe başladık.İlk karşımıza çıkan adım başı çikolata kokuları yükselen waffle arabalarıydı. Birde patates kızartması satan arabalar. Biraz ilerledikten sonra tüm çikolatacıların konuçlandığı meydana geldik. İşte burada hangi mağazaya bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Paul Wittamer, Leonidas, Godiva, Neuhaus ve ardından Pierre Marcolini mağazalarını hayranlıkla inceledik imkan olduğunca birkaç fotoğraf çekmeyi başardım. Bu mağazaları ve müşteri potansiyellerini görünce ülkemizde özelliklede İzmir’de çikolataya verilen değerin ne kadarda az olduğunu üzülerek gördüm. Çikolatalar adeta kuyumcu dükkanında sergilenen altınlar gibi sergileniyordu birçok mağazada. Özellikle Belçikanın en iyi çikolatacısı olan Pierre Marcolini'de bu şekildeydi.













  
Brüksel’de akşam yemeğimizi Aux Armes de Bruxelles’de yedik. İtiraf ediyorum  fotoğraf çekmeyi çok da sevmiyorum oysaki çok farklı sunumlarda gelen yemeklerimizin hepsini fotoğraflayıp sizlere göstermek isterdim. Burada tek fotoğraflayabildiğim sunumuyla bize ilginç gelen tencerede gelen midyeler oldu. Zaten bu restorantın spesiyaliymiş midye. Farklı çeşitleriyle kremalı, domatesli, sebzeli çeşitlerinden en güzeli kremalı olduğuna karar verdik. Söylemeden geçemeyeceğim oldukça büyük bir porsiyon olduğu için iki kişiyi doyuracak kadar midye geliyor karşınıza.

  Yemek sonrası otelimize Aalst’a yolculuk başladı. Ertesi gün yoğun bir program bizi bekliyordu. 2. günümüzde sabah 8:00’de Wieze’ye gitmek üzere yola çıktık.  Chocolate Academy’ye geldiğimizde  şefimiz Philippe Vancayseele bizi karşıladı. Öğlene kadar teorik eğitim ardından pratik eğitime başladık. Eğitim ile ilgili çok fazla detaya girmek istemiyorum  ama tek kelimeyle muhteşemdi. Böyle profesyonel bir ortamda eğitim alabilmek çok güzel ve bir o kadarda yorucuydu. Çok ince detaylarına kadar çikolata yapımını öğrendik. Eğitime o kadar çok kaptırmışım ki kendimi en son yaptıklarımızın fotoğrafını bile çekmemişim.




  Eğitimimizin bitiş saati ve otele dönüş saatimizin 18:00’i bulunca. Aalst’daki tüm dükkanların kapanış saatide 18:00 olunca mağazaların açık olduğu saatlere bir türlü denk gelemedik. (Çalışan insanlar acaba ne zaman alışveriş ediyor diye düşünmeden edemiyor insan. ) Kapısı açık denk geldiğimiz yerlerde kepenkleri yarı açık vaziyette gözümüzün içine bakarak  apar topar ne aldıysan aldın hadi git der gibiydiler. Tüm dünya markalarının olduğu mağazaların vitrinlerine bakmakla yetindik maalesef. 2. günün akşamını Aalst’ta yine harika bir restaurant olan So Restaurantdaki akşam yemeği ile  sonlandırdık. Ambiyansıyla ve yemekleriyle gidilebilecek en güzel yerlerden birini seçmişti Belçikalı şefimiz. 

3. gün pratik eğitimizin arasında fabrika turuna çıktık kakao çekirdeğinin çikolata haline gelişini dakikada yüzlerce kilo çikolatanın nasıl üretildiğini izledik. Ardından bir kısımımız eğitime devam ederken bir kısımımızda Brüj deki çikolata mağazalarını gezmeye gitti. Ben eğitimden hiçbirşey kaçırmak istemediğim için Brüj gezisini kaçırdım. Çok daşey kaçırmışım aslında . Brüksel’deki çikolatacılar dünyaca ünlü markalar ama Brüjdeki çikolatacılar tam da görmek istediğim butik çikolata mağazalarıymış.Bir daha gidebilme şansım olursa görmek istediğim yerlerin başında Brüj geliyor. Son gün otelden ayrılıp Antwerp’deki Chocolate World’e alışverişe gittik. Chocolate World öyle bir yer ki tüm çikolata yapım ekipmanlarının olduğu bir cennet adeta . 2 saatlik sürenin nasıl geçtiğini neye bakacağımızı şaşırdık hatta bir fotoğraf çekmeyi bile akıl edememişim. Binlerce çikolata kalıbının içinde hepimiz bir tarafa dağıldık ve ihtiyaçlarımızı sepetlere doldurduk. Bizim gibi bir grubu görünce chocolate world personelinin de yüzük güldü diyebiliriz J Antwerp’de öğle yemeği ardından uçağımıza binmek üzere hava alanına yola koyulduk. Tadı damağımda kalan harika bir eğitim ve gezi oldu. Gidip de aklımda kalanlar arasında waffle yiyemeden dönmek (zaten yiyecek yerimizde kalmadı hiç) ve Brüje gidememek oldu sadece. Tüm bunların dışındaşefimiz Marc ve satış direktörü Erinç Bey bize çok güzel rehberlik yaptı Belçikanın en güzel yemeklerini ve spesiyallerini tatma imkanı sağladı.

Antwerp meydanındaki katedral


Son olarak gittiğimiz yerde ki masayı süsleyen enginarıda fotoğraflamadan edemedim:)

6 yorum:

Selcen dedi ki...

Çok hoşbir gezi Seldacım. Çikolatalar gerçekten kuyumcu dükkanında gibi :) bayıldım. Ne güzel bir eğitim tabrikler canım.

FİGEN KARAVAŞ dedi ki...

ohhhh süper geçmiş canım! Valla okurken içim açıldı:) eee ne zaman bana çikolata yapacaksın:))))))

darısı başıma:) çikolata kısmı kalabilir bana gezi kısmı kafi:)))

Figen Karavaş

Baharatın Kızı dedi ki...

Tebrikler canım;)) Ekrana yapışıp kaldım.Müthiş çukularrr :))

Elif dedi ki...

Çikolatanın cennetine gitmişsiniz Selda'cım.Çok sevindim senin adına :)

bloğuma beklerim

www.egedoruk.blogspot.com

hanimiş dedi ki...

Harika bir gezi olmuş Selda cok imrendim. Iyi ki yazdin, iyi ki koydun bloguna fotograflari..

dreamycake dedi ki...

Selda hanım ,iyi ki yayınlamışsınız bencede.Fotoğraflar süper.Çok güzel bir deneyim ve paylaşmak lazım..Sevgiler

Related Posts with Thumbnails